Gündem

Tarihin Akışını ve Bir Ulusun Kaderini Değiştiren 29 Ekim 1923 Günü

Çanakkale geçilmez dediler, geçirmediler. Can verdiler toprak vermediler! Savaş cephede bitti, ancak masada halen devam ediyordu. Düşman güçler Osmanlıyı yok etmeye kararlılardı. 1. Dünya Savaşından çıkan ordu, neredeyse her cephede yenilmiş, millet yorgun ve fakir düşmüştü. Bütün umutsuzluklara rağmen 1919’da Milli mücadele başladı. O günden sonra top, tüfek sesleri bir türlü susmadı. Tarihte az görünen bir milli mücadele ruhu tüm yurdu sarıyordu. Amasya’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a kurtuluşun adımları atılıyordu. Nihayet buldu bu savaş ve 30 Ağustosta zafer ilan edildi. 24 Temmuz 1923’te Lozan antlaşmasıyla tüm dünya bildi ve kabul etti Türk Devletinin bağımsızlığını ve rejimin adını koyma zamanı gelmişti.

Vatan kurtarılmıştu. Fakat iş daha yeni başlıyordu. Kurtarılan vatan toprağı üzerinde yepyeni bir Devlet kurulacaktı. Mustafa Kemal Paşanın kutsal bir emanet gibi aklında sakladığı sır nihayet açığa çıkacaktı.

26 Ekim 1923 Cuma gecesi

26 Ekim cuma gecesi Mustafa Kemal Paşa kabineyi Çankaya köşküne davet etti. Bakanlara, muhaliflerin oyununu bozmak için planladığı karşı taaruzu açıkladı. Hepsi birden istifa edecek, meclis yeniden görevlendirme yaparsa da kabul etmeyeceklerdi. Sonu Cumhuriyete varacak bir taktik savaşın ikinci adımıydı bu.

27 Ekim 1923 Cumartesi

27 ekim cumartesi günü mecliste hükumetin istifası açıklandı. Gerekçe; Daha kuvvetli bir hükumet oluşması için ortam hazırlamak olarak açıklandı. Yeni bakanlar kurulunun 29 ekim pazartesi günü seçileceği duyuruldu. Oysa Mustafa Kemal, yeni bir hükumetle değil, yeni bir rejimle gelecekti.

28 Ekim 1923 Pazar

Ülkeyi yönetecek bir hükumet yoktu. Meclis 28 ekim pazar gününü krize çare arayarak geçirdi. Aynı akşam Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da arkadaşlarına ”Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyordu.

29 Ekim 1923 Pazartesi

Pazartesi günü Halk Partisi toplandı. Gündemde hükumet krizi vardı. Kemalettin Sami Paşa, hükumet sorununun çözülmesi için Genel Başkanın görevlendirilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa ise bu çağrıyı bekliyordu. Böylece Türkiye’nin kaderinin değişeceği bir saat başlıyordu. Atatürk Milletvekilleriyle görüşme trafiğine girdi. Krizin çözümü için Anayasa değişikliği önerdi.

Krizi çözecek sihirli formül ilk madde de yazılıydı. ”Türkiye Devletinin hükumet şekli Cumhuriyet’tir!” Bir saat sonra Atatürk salona geldi. Cebinden tasarı metnini çıkartıp okuması için katibe verdi. Katip ilk maddeyi okudu. ”Hakimiyet kayıtsız şartsız MİLLETİNDİR!

Konuşmaların ardından son sözü İstanbul mebusu Abdurrahman Şeref Bey söyledi. Bir türlü söylenmeyen sözü yüksek sesle haykırarak resti çekti ”Kime sorarsanız sorun bu CUMHURİYETTİR. Doğan çocuğun adı budur” Anayasa değişikliği salondaki tüm mebusların oyuyla kabul edildi. Salonda dualar arasında ‘Yaşasın Cumhuriyet’ sesleri yükseldi.

Vatan topraklarını savunmak, bağımsızlığı canı pahasına korumak için işgalcilere karşı onur savaşı veren bir milletin küllerinden yeniden doğuşudur ‘Cumhuriyet’ Olmaz denilenin imkansızın gerçekleşmesidir. Geri kalmış bir ulusun şahlanarak yarattığı mucizenin öyküsüdür. Mustafa Kemal Atatürk’ün lider dehasının tüm dünya tarafından kabul görmesini sağlayan muhteşem bir bağımsızlık mücadelesinin sonucunda canla, kanla, acıyla elde edilmiş büyük bir zaferdir Cumhuriyet!

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

Yorum Ekle

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yukarı